ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI KANSER ve TEDAVİSİ!

Bu hafta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyelerinden  Doç. Dr. Hande TURNA ile çağımızın hastalığı kanserin nedenlerini, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini konu olan bir röportaj gerçekleştirdik.

1)Neden kanser oluyoruz?

Kanser, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması ile kaynaklandıkları veya yayıldıkları doku ve organların normal fonsiyonlarını bozarak canlının ölümüne sebep olabilen bir hastalıktır. Bu kontrolsüz çoğalma hücrelerin DNA yapısında doğuştan var olan veya daha sonradan oluşan bir seri değişimle meydana gelmektedir. Genetik olarak doğuştan gelen kansere yol açan mutasyonlar veya tümörden koruyucu genlerin eksikliği veya yetersiz çalışması kansere yol açabilirken, hücre DNA’sı üzerinde çevresel ve kimyasal etkenler ile oluşabilen değişimler hücreyi kontrolsüz bir çoğalmaya götüren kanserleşme sürecini başlatabilir.

Tüm kanserlerin yaklaşık %10-15’i doğuştan gelen ailesel genetik değişikliklerle oluşurken, çoğunluğu çevresel etkenlerin, hayat boyu hücrelerin genetik yapısında meydana getirdiği değişimlerle olur. Kimyasal maddeler, ultraviole ışınlari, viral infeksiyonlar, beslenme alışkanlıkları gibi çevresel faktörler hücrelerin DNA yapısında zaman içerisinde bir seri değişim meydana getirerek kanser gelişimine neden olurlar. Doğuştan genetik olarak kansere sebep olan değişiklikleri içeren kişilerde kanser daha genç yaşlarda ortaya çıkarken, çevresel etkenlerin zaman içinde tetiklediği kanserler ise çoğu kez ileri yaşlarda görülürler.

2)Neden sekteye uğrar bağışıklık sistemi?

Bağışıklık sistemi vücudumuzu dışarıdan gelen infeksiyon veya yabancı etkenlere karşı koruyan bir sistemdir. Kişinin beslenme durumu, yaşadığı ortam, maruz kaldığı çevresel faktörler, psikolojik durumu, sosyoekonomik şartları, mevcut hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlar vücudun bağışıklık sistemi üzerinde etki gösterebilir. Bağışıklık sisteminin yetersiz çalışması veya baskılanması kanser gelişimini kolaylaştırabilir.

3)Kanser belirtileri nelerdir?

Kanserin belirtileri çoğu kez kaynaklandığı veya yayılım gösterdiği organ ve dokuların normal işlevlerini bozarak, organların fonksiyonlarda meydana getirdikleri değişiklikler şeklinde veya ağrı, kanama gibi normalde olmaması gereken semptomlar şeklinde olabilir. Bu nedenle belirtileri bozulan farklı organ fonksiyonlarına bağlı olarak çok değişken olabilir. Örneğin akciğerden kaynaklanan veya akciğere yayılım gösteren kanserler, öksürük, nefes darlığı yaratabilirken, bağırsaklardan kaynaklanan kanserler kansızlık, ishal, kabızlık, kanama gibi bulgular ile ortaya çıkabilir.

İştah azalması, kilo kaybı, uzun süren ateş gibi direk bir organ fonksiyonu ile ilişkili olmayan genel belirtiler de kanserin habercisi olabilir.

4)Hayata olumsuz bakma, yaşadıklarını fazlaca travmatize etme, negatif olma, fazlaca sorumluluk yüklenme gibi etkenler kanseri tetikler mi? 

 Kişinin psikolojik durumu bağışıklık sistemi ile çok yakın ilişkili olduğu için negatif bir ruh hali bağışıklık sistemini baskılayarak kanser gelişimini kolaylaştırabilir. Bu gibi durumlarda kişilerin bağımlılık gösterebileceği alkol, sigara gibi alışkanlıklar, dengesiz ve yetersiz beslenme de kansere yol açabilen veya gelişmesini kolaylaştıran önemli etkenlerdendir 

5)Hekimin hastaya yaklaşımı onu nasıl etkiler?

Hasta hekimine öncelikle güven duymak ister. Bu güven duygusu ile hasta ve hasta yakınları ile bir takım ruhu oluşturulabilir ise, hastalığın getireceği sıkıntılı süreçlerin üstesinden çok daha rahat gelinebilir. Hastanın hastalığı sürecinde yanında olunacağı ve terkedilmeyeceğine inanması çok önemli bir ihtiyaçtır. Bu güvenin ve hastaya yapılan desteğin istikrarlı bir şekilde sağlanabilmesi gereklidir.

6)Dünya’da ve Türkiye’de kanser tedavisinde gelinen son nokta ne? Türk bilim çevreleri Fitoterapiye (Bitkisel Tedavi Yöntemi) neden mesafeli duruyor?

Kanser tedavisinde aslında en etkili çözüm halen erken tanı sağlayabilmektir.

Genetik riskli kişilerde tarama testleri mevcut olan meme, kolon kanseri gibi hastalıklarda bu taramaların daha erken dönemde yapılmaya başlanması, kansere neden olduğu bilinen çevresel faktörlerden korunma ve sakınma çok önemlidir.

Cerrahi gibi lokal tedavilerin yapılamadığı ileri evre hastalıkta ise sistemik tedavilerde oldukça yol alınmıştır. Birçok ileri evre kanser, günümüzde kronik bir hastalık gibi takip edilebilmektedir. Bazı dönemlerde daha yoğun tedaviler bazı dönemlerde ise radyolojik takiplerle izlenebilmektedir.

Kanser tedavisinde tek bir yöntem veya ilacın tüm kanserlere çözüm olması mümkün değildir. Biyolojik sistemlerin doğası gereği kanser hastalığı da çok heterojen olabilen hastadan hastaya çok farklı seyredebilen bir hastalıktır. Kanser tedavisinde kişiye ve ondaki hastalığın özelliklerine göre kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaya çalışılmaktadır. Yan etkileri fazla olan sitostatik kemoterapilerin yanı sıra, akıllı moleküler veya her kanser için spesifik hedefe yönelik tedaviler geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Son yıllarda ise özellikle bağışıklık sisteminin tümörlere karşı yanıtını arttıran akıllı moleküller, melanom, akciğer kanseri gibi hastalıklarda çok başarılı sonuçlara ulaşmıştır.

Fitoterapi ne yazık ki ülkemizde suistimal edilerek kullanım örnekleri olduğu için ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar ile etkileşimleri olabileceği için bizim temkinli yaklaştığımız bir uygulamadır. Hastalığı takip eden onkoloğa danışılarak dengeli ve bilinçli bir şekilde kullanılabilir.

7)Sağlıklı bir yaşam için hangi besinler kullanılmalı?

Sağlıklı beslenme çok geniş bir konudur. Genel olarak bahsetmek gerekir ise taze ve koruyucu maddelerin kullanılmadığı ürünlerin tüketilmesi, daha az yağlı, sebze meyve ağırlıklı bir beslenme önerilebilmekle birlikte her şeyde olduğu gibi dengeli beslenmek önemlidir. Vücudun ihtiyacı olan protein ve yağ ve vitaminleri sağlayacak şekilde gerekirse bir diyetisyene danışılarak beslenme sürdürülebilir. Kanser gelişiminin önlenmesi açısından çok yağlı,  tütsülenmiş, kızartılmış besinlerin ve alkol tüketiminde aşırıya kaçılmaması gereklidir.

8)Son olarak sayın hocam bize biraz kanserden korunmanın yollarından bahseder misiniz?

Bu sorunuza ilk olarak sigara içmemek ve çevremizde de içilmesini engellemek olarak yanıt vermek istiyorum. Sigara dumanı belki de günümüzde normal hayatımız içinde yer alan en önemli ve en sık maruz kaldığımız kanserojendir. Onkoloji bölümümüze staja gelen tıp öğrencilerimize birer hekim olarak öncelikle sigara içmemeli ve yakın çevremize de içirtmemeliyiz mesajını vermeye çalışıyorum. İçerdiği çok sayıda kanserojen nedeniyle sigara sadece akciğer kanseri değil çok çeşitli kanserin ve kardiovasküler hastalıkların gelişmesinde rol oynayan bir etkendir. Sigara içimini azaltabilmek, toplum sağlığı açısından sonradan gelişen kanserleri tedavi etmekten çok daha kolay ve etkin bir yöntemdir.

Kanserden korunmak için yaşam tarzımızda her şeyin aşırısından kaçınarak dengeli bir hayat sürdürebilmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Beslenmemizde yağlı beslenme, alkol tüketimini sınırlamalıyız.

Vücudumuzun ihtiyacı olan besin ve vitaminleri dengeli bir şekilde tüketmeliyiz. Düzenli yapılan fiziksel egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Kimyasal maddelere maruziyet ve aşırı güneş ışınlarından kaçınmalıyız.

Rahim ağzı kanseri gelişimini engelleyen HPV  ve karaciğer kanserine yol açan Hepatit B virüs infeksiyonuna karşı aşılarını yaptırmak, kadınlar için düzenli  jinekolojik muayene ve 40 yaşından sonra mamografi kontrolleri, erkekler de ise 50 yaşından sonra prostat kanseri için PSA taramalarının, her iki cins için 50 yaşından sonra kolonoskopik kontrollerin yapılması erken tanı açısından önemlidir. Yoğun sigara içen ve içmiş kişilerin de düşük kontrastlı bilgisayarlı tomografi ile taranması kanserin erken tanısını sağlayabilir

Röportaj: Ceylan ÇAKMAK

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi © 2018 All Rights Reserved